Tüm yazılar
Genel

Otomasyon Mülakatında Sorduğum 7 Soru ve Bir Kere 'Hayır' Dedirten Cevap

Ben bir otomasyon ekibi yöneticiyken, adaylara sorduğum 7 soru. Teknik terim değil, 'sahada nasıl düşündüğünü' ölçen sorular. Ve bir cevabı hâlâ hatırladığım için 'hayır' dediğim mülakat.

Otomasyon Mülakatında Sorduğum 7 Soru ve Bir Kere 'Hayır' Dedirten Cevap

Üniversiteden mezun olur olmaz ilk işim, “otomasyon asistanıydı”. O günden beri, ya ekibimle ya da müşteri sahasıyla, “bu adam bu işi yapar mı” sorusunu kendime sordum. Son bir kaç yıldır da, kendi ekibim için aday alıyorum.

Bu yazıda, adaylara sorduğum yedi soruyu ve neden o soruyu sorduğumu anlatacağım. Ama en çok da, bir kere “hayır” deme kararını değiştiren o cevabı. Çünkü o cevap, benim için “teknik bilgi”nin ne değmediğinin en net örneğiydi.

1. “Son yazdığın programda, en çok seni üzen hata hangisiydi?”

Bu soruyu sorduğumda, adayın “hata yoktu, her şey düzgündü” demesini bekliyorum. Genelde de öyle der. Ama iyi aday, “abi, bir timing hatası vardı, simülatörde çıkmadı, sahada çıktı, o zaman 2 gün kaybettik” der. Ve o “2 gün kaybettik” cümlesi, benim için “bu adam sahada” demektir.

Bu sorunun amacı: “hata”yı “utanç” olarak değil, “dört ayak” olarak gören birini bulmak. Sahada, “hata yok” diyen biri, “hata var ama bilmiyorum” diyendir. Ve o “bilmiyorum”, müşterinin parasına, zamanına dokunur.

2. “Bir HMI ekranı tasarlıyor. Operatör sana ‘abi bu ekran çok kalabalık’ diyor. Ne yaparsın?”

Bu sorunun “doğru” cevabı yok. Ama “yanlış” cevabı var: “renk sayısını azaltacağım” ya da “ekranı büyüteceğim” dersen, o kişi, “ekran” üzerine düşünüyor, “operatör” üzerine düşünmüyor.

İyi cevap: “önce, o operatörün, o ekranı, hangi 10 saniyede, hangi 3 bilgiye baktığını, saha ziyaretinde, o operatörün yanında oturarak, 2 gün izleyeceğim.” Bu cevap, “sahaya” giden cevaptır. Ben, o “sahaya gidiş”i, adayın sesinde duymak isterim.

3. “PLC ile HMI arasında bir com hatası var. HMI ‘PLC’ye ulaşamıyorum’ diyor. İlk bakacağın 3 şey ne?”

Bu, “teknik” bir sorudur. Ama benim aradığım, “teknik” bilgi değil, “sıralama”. Aday, “kablo, IP, adres” derse, o “sıralama”, “en ucuzdan en pahalıya” sıralamadır. Kablo, ucuzdur; adres, pahalıdır. Eğer aday, “adres, IP, kablo” derse, o kişi, “sahada” değil, “masada” düşündüğüne kani olur. Çünkü masada, “adres” her zaman “ilk” gelir, ama sahada, “kablo” her zaman “ilk” gelir.

4. “Bir müşterinin ‘bu hat çok yavaş’ şikayeti var. Ne yaparsın?”

Bu sorunun “doğru” cevabı: “önce, ’yavaş’ın ne demek olduğunu, ölçerek, öğrenirim.” Yani, “yavaş”ın, “saniyede 20 parça” mı, yoksa “saniyede 15 parça” mı olduğunu, bir “saat” ile, bir “sayım” ile, öğrenmek.

Ama “yanlış” cevap: “PLC’yi hızlandırmak zorundayım” ya da “servoyu değiştirmem gerekli”. Bu cevaplar, “ölçmeden” “çözüm” önermektir. Ve o “çözüm”, “ölçüm” yapılmadan önerildiğinde, %50 ihtimalle, “yanlış” çözümü, “pahalı” para ile, “sahaya” götürürsünüz.

5. “Bir projede, 3 yıl önce yazılan bir kodun, dokümanı yok. Ne yaparsın?”

Bu, “kod” değil, “arkeoloji”dir. Ama “arkeoloji”nin, sahada, “bu makine neden bu tempoda” diye sorduğunda, “bilmiyorum, ama 47’deyken çalışıyordu” cevabını vermesi, “makine”yi değil, “seni” düşürür.

İyi aday, “önce, o kodun, o 47’nin, o ‘çalışıyordunun’, neden olduğunu, o kodun içindeki ‘yorum’ satırlarını, o tag adlarını, o ‘tuhaf’ görünen sayıları, tek tek, bir ‘not’ olarak, o kodun yanına, yazacağım.” Bu cevap, “arkeoloji”yi, “dokümantasyon”a çeviren cevaptır. Ve o çevirme, 3 yıl sonraki “bu kimin?” demememin, “sigortası”dır.

6. “Sabah altıda fabrikadasın, devreye alma günü. İlk otuz dakikada ne yaparsın?”

İstediğim cevap: “Listeye yapışmam. Önce o günün sahadaki insanlarıyla — üretim müdürü, vardiya şefi — ’bugün ne yapacağız, sınırlar ne, hangi makine, hangi saat’i konuşuyorum. Sonra o günün planını, kendi kontrol listesime, otuz dakikada, yazılı döküyorum.”

Yani kontrolü, sahaya götüren cevap. Çünkü liste masada ne kadar güzel yazılırsa yazılsın, o günün gerçek sınırlarını o günün adamı söyler. Onu dinlemeyip listeye uyan, ikinci saatte “listeyle saha örtüşmüyor” krizini yaşar.

7. “Üç gün içinde sahaya götüreceğin bir proje verdiler. Sana ‘simülatörde çalışıyor’ demediler. Ne yaparsın?”

İstediğim cevap net: “Simülatörü bugün çalıştırıyorum, kendim. Üç gün, durmaksızın, gerçek tempoda. Ona göre sahaya çıkıyorum.”

“Siz ne derseniz deyin, ben kendi simülatörümde üç gün döndürdüktan sonra sahaya adım atarım” diyen adayla, “beni arayıp sorarım” diyen aday arasında, benim için uçurum var. Sahaya çıkan adam, “çalışıyor”u kendisi görmüş adam olmalı.

Bir Cevap, Bir “Hayır” Bir “Evet”

Bir mülakatta, “PLC ile HMI arasında com hatası var, ne yaparsın?” diye sordum. Aday gayet sakin: “Önce IP’yi kontrol ederim.” Demem: “Peki IP doğruysa?” — “O zaman adresi.” — “Adres de doğruysa?” — “O zaman kabloyu.”

Teknik olarak kusursuzdu. Ama sıralaması masadaydı. Ben sahaya gönderdiğimde, o adam sahanın üçüncü saatinde “IP doğru, adres doğru, kablo kopmuş” diye kabloya gelecekti. O üç saati, kablodan başlayıp beş dakikada kapatabilirdi. Çünkü sahada kablo her zaman ilk gelir; IP ve adres masada ilk gelir.

İşte o “masa sıralaması”, benim “hayır”larımın en yaygın sebebi. Aynı soruya başka bir aday, “önce kablonun ucunu, fiziksel olarak, panoda kontrol ederim — çünkü sahanın en ucuz testi budur” demişti. Tekniği biraz daha az, sıralaması çok daha sahaydı. O adama “evet” dedim.

Mülakatta aradığım aslında hep aynı şey: soruya, sahanın sıralamasıyla cevap veren adam.

Bu, aslında mülakat masasındaki tek mesele değil. Aynı masada bir gün, o aday gerçekten işe girdiğinde, “ilk devreye alma günü”nün nasıl geçtiğini de dinliyorum. Kontrol listesi var mı, “hayır” kolonu var mı, operatörün 10 saniyede ne gördüğü var mı. İlk Devreye Alma Günü o günün kısa notu; mülakattaki “ilk otuz dakikanı anlat” sorusunun cevabı, çoğu zaman o yazıdaki üç cümleye çıkıyor.

Bu yola yeni giriyorsanız, “sahanın sıralaması” için pratik bir yol var: simülatör. Dünyayı simülatörde öğrenmek zorunda değilsiniz; sadece “kablo önce”yi bizzat yaşamak için. Bir hat kurun, onu bozun, sonra arka arkaya şu üçünü deneyin: kabloyu çekin, IP’yi değiştirin, adresi kaydırın. Üçünün de “masadaki” sırası ile “sahadaki” maliyeti farklı. Bu üç deneme, yukarıdaki yedi sorunun en iyi cevabıdır — kendi sayılarınızla.