Tüm yazılar
Saha Deneyimi

22 Bin Liralık VFD, 150 Liralık Bir Fanla Kaldı

75 kW VFD, 58 derecede sürekli alarm veriyordu. Kasa 22 bin lira tutuyordu, söküp servise göndermek 3 hafta demekti. Isıyı ölçtüm, fanın kanadında bir kedi tüyü battığı yumağı buldum. Fan 150 lira. Servis faturası bir daha gelmedi.

22 Bin Liralık VFD, 150 Liralık Bir Fanla Kaldı

“VFD aşırı ısıda” alarmı, periyodik. Günde 4-5 kez, hep öğleden sonra, hep 58 derece. Kasa 22 bin lira. Servis, sök-çek-kur, 3 hafta. Arada hat ne yapacak, o soru havada duruyor.

Önce ölçtüm. Isı sensörü, IGBT bloğunun üzerinden. 58 derece, alarm eşiği 65. Fan dönüyor mu? Dönüyor, kulağımla doğruladım. Ama hava akımı? Elini tutturduğun yer, kasanın arkası. Arkada, ızgaranın hemen önünde, avuç içi kadar bir alan vardı ve elim girince anladım: bir yığın şey birikmişti. Kedi tüyü, toz, yağ buharı, 3 ayda sıkışmış bir karton. Fan, havayı o yumağın içinden itiyordu.

Kasanın içini açtım. Fan, 150 lira. Montaj, 20 dakika. Hava akımını elden düzeltmem de gerekti — ızgara ile rüzgârlık arasında 3 cm’lik bir boşluk kalmıştı, oraya da bir şerit bantla kılavuz yaptım. Ertesi gün, aynı saat, aynı yük: 51 derece. Alarm yok.

22 bin liralık kasa, 150 liralık bir fan ve 20 dakikayla kaldı. Peki bu ne işe yarıyor?

İşe yarayan şu: alarm, komponenti değil, ortamı anlatıyordu. Isı, komponentin içinde birikiyor; ama ısıyı alan hava, kasanın dışından. Bir tarafı ölçerken diğerini düşünmemek, en ucuz hatayı en pahalı çözme yöntemiyle denemek demek. Fanı değiştirmek, kasayı değiştirmekten önce gelir. Hava yolunu açmak, fanı değiştirmekten önce gelir. Önce el, sonra parça.

Bir de şu var: servis faturası bir daha gelmedi. Gelen tek fatura, o 150 liralık fan. Ben onu panonun içine, kasanın altına, bir poşetle sakladım. Üzerine tarih yazdım. Bir sonraki periyodik bakımda o poşeti açıp ızgaranın önüne bakacağım. Fan, 150 lira. Bakış, bedava.